Public widget

Public RSS Widgets

ANFTürkçe
  • Kanseri oluşmadan tespit edecek kan testi geliştirildi!
  • ABD’nin Baltimore şehrindeki Johns Hopkins Üniversitesi uzmanlarınca yapılan bir çalışmada, henüz kanser tümörleri yayılmamış bini aşkın hasta üzerinde test yapıldı. Alınan sonuçlara göre, en sık görülen 8 kanser türünün yüzde 70 oranında henüz semptomlar görülmeden tespit edilebilecek.

    50 BİN KİŞİLİK DAHA GENİŞ BİR ARAŞTIRMAYLA DEVAM EDİLECEK

    Aynı uzmanlar, 65-75 yaşları arasında ve henüz hiçbir kanser türüne yakalanmamış olan 50 bin kadın üzerinde de bir araştırma yaptıklarını duyurdular. Bu geniş kapsamlı araştırma sayesinde de henüz semptomları belirmemiş olan tümörlerin sistematik olarak ortaya çıkarılıp çıkarılamayacağı anlaşılacak.

    Genetik mütasyonların kanserojen hücrelerin büyümesine yol açtığı bilinirken, bu hücrelerin DNA’ları ise kanda bulunuyor. Araştırmada yer alan uzmanlar ise, farklı bir yönteme başvurarak, farklı tümörlerde en sık mütasyona uğrayan 16 geni incelemeyi yeğlediler.

    TESTİN İKİ ÖNEMLİ RİSKİ VAR

    ‘CancerSEEK’ adıyla patent başvurusu yapılan kan testinin 500 dolara yapılması hedeflenirken, iki önemli sorunun baş gösterebileceği de kabul ediliyor.

    Bu sorunlardan biri olarak testte kullanılan proteinlerin eklem yangısı (artrit) gibi bazı hastalıkları olan kişilerde yanlışlıkla kanser teşhisi konmasına yol açabileceği gösteriliyor.

    Testin bir diğer hata payı görülen nokta ise, önceden tespit edilebilecek ancak normalde oldukça küçük olan ve büyüme riski bulunmayan tümörleri tespit edecek olması. Zira bu tür tümörlerin tespitinden sonra tedavisinin gereksiz ve hatta riskli olabileceğinden endişeleniliyor.



  • Türk ordusu Efrîn ve Şehba’ya saldırılarını genişletti
  • Halk Savunma Birlikleri’nden (YPG) bir kaynak, işgalci Türk ordusu ve çetelerinin Kelahe Semane’den Şerawa ilçesi ve Cindires bölgesi tepelerine topçu saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. Topların Bedirxan, Bani, Bextiyar, Başur, Batman, Destan, Şehit Demhat ve Devrem tepelerine isabet ettiğini kaydetti.

    ANHA’nın haberine göre, söz konusu tepelere saldırılar sürerken çete gruplarının Hozan Tepesi’ni de doçkalarla hedef aldığı, YPG/YPJ savaşçılarının da saldırılara karşılık verdiği belirtildi.

    YPG ve YPJ savaşçılarının Batman Tepesi karşısında çetelerin hareketini kontrol altına alarak suikastlarla hedef aldığı bildirilirken, çetelerin kayıplarına ilişkin net bilgi edinilemediği belirtildi.

    İşgalci Türk ordusu ayrıca Azez bölgesinden Şera ilçesine bağlı köyleri de hedef aldı. Askeri kaynaktan edinilen bilgilere göre; Dikmedaş, Qestel Cindo, Beyloniye ve Eyn Deqne alanlarına çok sayıda top isabet etti. Ayrıca işgalci ordu top ve füzelerle Şera ilçesinin Malikiya ile Şewarxa köylerine saldırdı. Bu alanlara yapılan saldırılarda 6 yaşındaki bir çocuk yaralandı.

    Türk ordusunun Cindires bölgesi, Şera ilçesinden Raco bölgesine kadar sınır hattı boyunca havan ve obüslerle saldırdığını belirten kaynak, Bilbile ilçesinin Şex Xorze köyüne de top isabet ettiğini kaydetti.

    Şehba’da da işgalci Türk ordusu ve çetelerinin Mari beldesinden Şex İsa, Hesya, Semoqa ve Til Cican köyleri ile Şehba Barajı hattına top atışları yaptığı, savaşçıların da saldırılara karşılık verdiği öğrenildi.



  • HDP kongreden güçlenerek çıkacak
  • HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, saldırıların hedefinin HDP değil, HDP’nin ortaya koyduğu iddialar ve varlık gerekçesi olduğunu söyledi.

    HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, yaklaşan büyük kongre öncesi ANF’ye konuştu. HDP’nin iddiasının ve varlık sebebinin sistemi rahatsız ettiğini kaydeden Bilgen, “Saldırının öznesi HDP görülse de asıl hedef HDP’nin iddiasıdır" dedi. HDP'nin iddiası barış olduğunu, barışın toplumsallaşması ve siyasi iradeye dönüşmesinin, mevcut statükocu zihniyetle çeliştiğini belirten Bilgen, "Statüko da bunu ortadan kaldırmak için saldırmayı seçti" diye konuştu. Yasak, yıkım, siyasi soykırım, el koyma ve rehin almaların yanı sıra psikolojik savaşın da bu saldırı konseptinin gereği olduğunu vurgulayan Bilgen, bunun devam edeceğini de belirtti.

    ÖZELEŞTİRİ VERİYORUZ

    Saldırı konseptinin tamamen boşa çıkarılmasındaki yetersizliklerden dolayı HDP’nin özeleştiri vermek durumunda olduğunu belirten Bilgen şöyle devam etti: "Şehirlerde yaşanan kuşatma, tutuklamalar ve kayyum atanmaları sırasında HDP'nin rolünü oynayamaması, şüphesiz Meclis Grubu'nu da hedef haline getirmesine neden olmuştur. Ama her şeye rağmen HDP’nin ayakta kalması, iddiasına duyulan ihtiyaç ve varlık sebebine olan gereksinimi bir kez daha ortaya koymuştur. HDP’ye yönelik tartışma ve manipülasyonlar, içeride kırılmayı yaratma ve hedef saptırma politikalarının devreye konulduğunu gösteriyor. HDP kendi tabanıyla tartışma ve özeleştiri konusunda cesur olmalı. Bu tutuklamaların sorumluları, failleri hedef alınmayacak, HDP mağdur edilecek şekilde bir tartışmanın öznesi haline getirmek doğru bir tartışma değildir. HDP zor bir süreçten geçiyorsa burada HDP'yi seven, önemseyen herkesin iktidarla mücadele eden bir tavır sergilemesi gerekiyor. Tartışmalar bunun üzerinden yürütülmeli. Buna dair kararlı bir irade kamuoyuna yansıtılmalı."

    KONGRE YENİ BİR HEYECANDIR

    Kongre sürecinde tartışmanın, bir misyon tartışması olduğuna dikkat çeken Bilgen, "HDP'nin kuruluş amacına ne kadar sadık kaldığı, pratik örgütlenmeyi ne kadar sağladığı ve kendi rolünü ne kadar oynayabildiğiyle ilgili yüzleşmedir" şeklinde konuştu.

    Silkelenip bir irade ortaya koymak istediklerini ifade eden HDP Sözcüsü Bilgen, şunları söyledi: "Yerel konferanslar, genel konferanslar, farklı toplumsal kesimler ile bir araya gelmek için tarihi fırsattır kongreler. Bu tartışmaları yapmak üzere yerel konferanslar, kadın konferansları, farklı toplumsal kesimler ile bir araya gelme, cesur bir yüzleşmedir. Yeni dönemde nasıl çalışacağımızı hep birlikte ortaya koyduk, bunun arayışı sürüyor. Ne yazık ki hem manipülasyonlar hem de varlık sebebinin içselleştirilmemesi sanki HDP düzen bir partisidir, HDP'de ayak oyunları, koltuk kavgaları var gibi algılar oluşturuyor. Bu rolümüzü oynamamızı geciktiren tavırlardır. HDP'nin kongre sürecinden daha güçlü çıkmasını sağlamak zorundayız. HDP, 5-6 kat daha büyük bir salonu kiraladı. Bu da tabanımıza olan inancımızdır."



  • MİT'in Kerkük ziyaretinden sonra kentteki Kürtler fişleniyor
  • Türk istihbaratı elemanlarının da aralarında olduğu bir heyetin 17 Ocak günü Kerkük Valiliği'ne gelerek, Kerkük İl Meclisi'nin Türkmen ve Arap üyeleriyle yaptığı gizli toplantısının ardından Kerkük Valiliği Kürtlere karşı fişleme harekatına başladı.

    Edinilen bilgilere göre, dün kentteki muhtarlara bir yazı gönderen Kerkük Valiliği, kentte "PKK ile irtibatlı olan ailelerin belirlenmesini" istedi. Kerkük Valisi Rakan Seîd imzalı yazının kentteki tüm muhtarlara gönderildiği belirtildi.

    ANF'ye konuşan ve güvenlik nedeniyle ismini yazmadığımız kentteki bir muhtar, yazıda "Kerkük'te PKK'ye destek veren, çocukları PKK saflarında olan ailelerin belirlenmesi"nin istendiğini söyledi.

    Ayrıca muhtarlardan mahallelerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posterlerinin kaldırılması ve PKK lehine yapılan yazılamaların silinmesinin de istendiği belirtildi.

    17 Ocak günü Türk MİT'i ve Türk devletinin Hewlêr Konsolosluğu elemanlarının da bulunduğu bir heyet gizlice Kerkük'e gelmiş ve valilikte Arap ve Türkmen üyelerle görüşmüştü.

    Kerkük Valisi Rakan Seîd ile görüşen heyetin Kerkük'te "Arap ve Türkmenlerden oluşan bir askeri gücün kurulmasını ve kentin yönetiminin de Arap ve Türkmenlerde olması için birlikte hareket etme" önerisinde bulunduğu belirtiliyor.

    Irak istihbaratından iki yetkili, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın bir yardımcısı, Irak Türkmen Cephesi'ne bağlı Turan Tugayı, Sünni Arap çevreler ve Kerkük Valisi Rakan Seîd'in katıldığı toplantı, 3 saat sürmüştü.



  • Devrimin ailesi Efrîn için hazır
  • Dengbêjlik yaparken devrimin startıyla birlikte YPG'ye katılan Kamuran Efrîn, oğlu ve kardeşi birçok alandaki savaşa katıldı. Eşi ve kızı da kurumlarda çalışan Kamuran Efrîn, şimdi ailesi ve bütün Kuzey halkıyla Türk devletinin işgal girişiminde karşı teyakkuz halindeler. Türk devletinin Kürt düşmanlığının farkında olan Kamuran ve ailesi, Efrîn'e dokunanın hak edeceği cevabı alacağını vurguluyor.

    YPG’li Kamuran Efrîn ve oğlu Canfeda Efrîn, DAİŞ ve Nusra başta olmak üzere çetelere karşı başardıkları gibi işgal girişimine hazırlanan Türk ordusunu da topraklarından kovacaklarını söylüyor.

    TÜM AİLE DEVRİMİN SAFLARINDA

    48 yaşındaki Kamuran Efrîn, Birca Abdullah köyünden. Devrimin başında 2012 başlarında oğluyla birlikte YPG’ye katılıyor. Aileden beş kişi devrime katılıyor. Kendisi ve oğlu Canfeda YPG’de; bir oğlu HPG güçlerinde, kızı da devrimin başından bu yana öğretmenlik yapıyor. Eşi komün eşbaşkanıydı, şimdi de başka bir görevi sürdürüyor. Devrime katılmaktan pişman olmadıklarını, başlarının dik olduğunu ve başardıklarını söylüyor. Kendisini 48 yaşında hissetmediğini; bu son 7 yılda gerçekten insan gibi özgürce yaşadıklarını hissettiğini anlatıyor.

    SİLAH SAZDAN FAZLA GEREKLİYDİ

    Kamuran Efrîn çok güzel saz çalıyor ve kadife gibi yumuşak sesiyle söylüyor. YPG’ye katılmadan önce hem müzik hem de tarım işleriyle geçimini sağlıyormuş. YPG’nin kuruluşuyla birlikte yönünü askeri güçlere çevirmiş: "Gidip düğünlerde şarkı söylüyordum. Devrimin başlangıcında kültür sanat çalışmalarına katıldım. O zaman daha askeri güçlerimiz kurulmamıştı. Daha sonra arkadaşlar YPG’yi kurduklarını açıkladılar. Ben de YPG’ye katılmak istedim. Kültür sanat çalışmalarındaki arkadaşlar YPG’ye geçmeme itiraz etti. Fakat silaha sazdan daha fazla ihtiyaç olduğunu hissediyordum. Arkadaşlardan hatır istedim."

    OĞLU VE KARDEŞİYLE BİRLİKTE KATILDI

    Kamuran Efrîn yönünü YPG’ye çevirir ama tek başına katılımı da kabullenmez. Kendisiyle birlikte bir grup hazırlar; bu grubun içinde oğlu ve kardeşi de vardır. 10 kişilik bir güç olarak YPG saflarında yerlerini alırlar. Kamuran Efrîn, "Arkadaşlar bizi karşıladılar, eğittiler, askerliğe ve savaşı öğrettiler. Şimdiye kadar da devam ediyoruz. Mutluyuz, onurluyuz ve başımız dik" diyor.

    ÜÇÜ DE AYNI CEPHEDE

    Kamuran Efrîn, oğlu ve kardeşiyle birlikte katıldığı ilk savaşın Basufana Savaşı olduğunu hatırlatarak, şunları anlatıyor: "Kimse bizim baba-oğul-kardeş olduğumuzu bilmiyordu. Biz kimseye söylemiştik. Savaşın sonlarına doğru bir arkadaş, oğlum ve kardeşimle birlikte savaşa katıldığımı hissetmişti. Beni çağırdı ve eve gitmemi söyledi. Kabul etmedim. Savaşta böyle savaşı bırak eve git, talimatı gelince insan sinirleniyor ve kabul edemiyor. Ben de 'heval ne yapmışım ki eve gideyim, savaştır nasıl bırakıp eve gideyim!' dedim. O da 'Heval bizim sistemimizde böyle bir şey yok. Baba ve oğul aynı savaşa katılamaz. Her ikinizin de şehit düşme ihtimali var' diye ikna etmeye çalıştı. Kabul etmedim. Arkadaşlardan gizli birçok defa birlikte savaşa katıldık."

    MEVZİLER 20 METRE MESAFEDE

    Oğul Canfeda Efrîn de hem babasıyla birlikte hem de onsuz birçok savaşta yerini almış. Kobanê Direnişi’nde de yer alan Canfeda birkaç defa yaralanmış. Ailece devrime katılmanın çok güzel bir duygu olduğunu belirterek, "Babamla Basufana ve Şehba hamlelerinde birlikteydik. Babam Basufane savaşında yanımdaki mevzideydi. Babamla benim mevziim arasındaki uzaklık 20 metreydi. Amcamla da aynı mevzideydik. Arkadaşlara, babam ve amcam olduğunu söylememiştik. Arkadaşlar duyunca birilerimizi savaştan çekmeye çalıştı. Hiçbirimiz bunu kabul etmedik. Ben babamın yerine, babam da benim yerime mücadele edemez" diye konuşuyor.

    ÇOK ZORLUKLAR GÖRDÜK

    Kamuran Efrîn, Rojava Devrimi'nin başladığı ve ilk YPG’ye katıldıkları süreçten bugüne hangi koşullarda nasıl bir gelişme yarattıklarını ise şöyle anlatıyor: "Başlangıçta çok zorluklar da gördük. İmkanlarımız çok azdı. Soğuktu, erzak yoktu. Biz zeytin yağını, tahini ekmeğe sürüyor ve öyle ‘Arkadaşların lahmacunu’ diyerek yiyorduk. Birçok arkadaşımız vardı, fakirlerdi. Yemek yoktu, yakacak yoktu. Çocukları bazen onlara şikâyet ediyordu, onlar da ‘Sınırlarımızı, sizleri koruyalım sonra her şey olur’ diye cevaplıyordu.

    Asla pişman olmadık. Şimdi durumumuz çok iyi, imkanlarımız var. Başlangıçta sadece elimizde birkaç silah vardı ve biz, ‘Bunlarla ülkemizi nasıl savunacağız’ diyorduk. Güçlerimiz de azdı. Ama gün gün büyüdük ve kimsenin karşında duramadığı en vahşi düşmana karşı ülkemizi savunduk. Şu anda Türk devletinin karşısında da durabilecek güçteyiz."

    İŞGALE GEÇİT VERMEYİZ

    Kamuran Efrîn, topraklarını ve devrimi savunmaya devam edeceklerinin belirterek, "Bu topraklar bizimdir. Kimsenin işgaline izin vermeyeceğiz. İçinde ya bizler yaşayacağız ya da kimsenin yaşamasına izin vermeyeceğiz. Halkımız da bıkmamış, YPG’nin arkasındadır ve savaşı öğrenmiş. Bizim desteğimiz halkımızdır. Gücümüz saldıracak herkesin karşısında durmaya yetiyor. Kanımızın son damlasına kadar bu halkı koruyacağız, kimsenin onlara yaklaşıp zulüm etmesine izin vermeyeceğiz.

    Ben inanıyorum ki en büyük sonuca ulaşacağız. Başarı büyük Kürdistan’ın olacak. Çünkü biz düşünsel bir hareketiz ve Önder Apo felsefesiyle yürüyoruz. Yani hakikat yolunda ilerliyoruz. Bu fikirle geliştirdiğimiz mücadelemize inanıyoruz ve hiçbir düşmandan korkmuyoruz” diye konuşuyor.

    DEVRİM İÇİN NE YAPSAK AZDIR

    Canfeda Efrîn, devrim ve özgür yaşam için yapılan her şeyin az olduğunu ve daha fazlasını yapmak gerektiğini ifade ediyor. "Sen aileni ve toplumunu koruyorsun. Bu da bedelsiz olmuyor. Yorgunluk da yaralanma da şehitler de oluyor. Sen ruhunu ve canını vererek insan olarak bir hedefle yaşıyorsun. Eğer insan yaşıyorsa bu yaşamın bir hedefi olması gerekiyor. Biz de bu hareket içinde yerimizi aldık.

    Kadını erkeği ve çocuğuyla halkımıza bir çağrımız var. Görüyoruz şu anda Şehba ve Efrîn’in durumu göz önündedir. Bugün düşmanımız gelip topraklarımızı almak ve kendini bize farz etmek istiyor. İnsan, dili ve tarihi olan bir halk olarak herkes gelip bu direnişte yerini almalıdır."

    EFRÎN ERDOĞAN'A MEZAR OLUR

    Kamuran Efrîn ve ailesini birkaç gün sonra tekrardan evlerinde ziyaret ettiğimizde artık Erdoğan’ın tehditleri en üst düzeye ulaşmış durumda. Kamuran Efrîn, "Acaba burada kimse yok, düz bir yolda, arabasını sürüp hemen Efrîn’e girecek. Bilmeli ki engel var, çıkışlar var ve baş aşağı inişler var. Erdoğan’dan korkmuyoruz. Tarihlerini, nerden geldiklerini, nereye kadar güçlerinin olduğunu da biliyoruz. Askerlerinin gözü hemen kaçmaktadır. Biz onları tanımışız.

    Sadece Türkiye değil hiçbir devlet Efrîn’e giremez. Güçlüyüz ve iradeliyiz. Son damla kanımıza kadar Efrîn’i koruruz. Biz arkadaşlar olarak yine Efrîn halkı tümden bu karara ulaşmışız. Eğer Efrîn halkı, Efrîn YPG, Efrîn güçleri hepsi yok olursa belki Efrîn’e girerler. Efrîn sınırı Erdoğan ve çetelerine mezar olacak” diyor.

    KADINLAR CEPHEDE YERİNİ ALACAK

    Oğlunu ve eşini her zaman mücadelesinde destekleyen ve motive eden, kendisi de toplum inşasında çalışan Anne Rodin Muhammed de şu sözlerle Türk işgali tehdidine tepkisini ve direniş kararlılığını ortaya koyuyor: “Ben de bir anne ve kadın olarak şunu söylemek istiyorum. Erdoğan herkesle Efrîn üzerine pazarlık yapıyor. Baas rejimi olsun, Nusra ve diğer çeteler olsun hepsiyle aynı pazarlığı yapıyorum.

    Biz kadınlar olarak askerler de olmazsa Efrîn Kantonu’nda Erdoğan ve çetelerini yok ederiz. Bu sadece öylesine söylediğimiz bir şey değil. Yok ederiz”, diyorsak öylesine söylemiyoruz. Nasıl ki kadınlar olarak bu sisteme katıldık, kendimizi eğitip geliştirdik, demokratik yaşamımızı kurduysak bunu öyle de savunuruz. Kadınlar olarak kantonumuzda silah eğitimi de gördük. Cephede durmaya savaşmaya gücümüz yetiyor ve topraklarımızı savunmak hepimizin görevidir.

    Çocuklarımız için özgür geleceğin temellerini oluşturuyoruz. Bunlar onun ürünleridir. İnsan gibi yaşıyoruz. Her gün şehit veriyoruz. Demokratik bir Suriye, özgür ve eşit bir yaşam için herkes bu mücadele de sonuna kadar yerini almalıdır.



  • Öcalan'dan Efrîn'e 'silah hazırlayın, cephane toplayın' uyarısı
  • Türk devletinin Efrîn'i işgal için Rusya ile ABD arasında mekik dokuması devam ederken, Kobanê zaferinden sonra Türk devletinin hedeflerinden birinin Efrîn olduğunu gören Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, "Bugünler tekstil atölyeleri değil, silah ve mühimmat atölyeleri inşa etme, savaş komünizmini yaratma ve tüm topluma mal etme günleridir" sözleriyle Efrîn yönetimini ve özsavunma güçlerini 3 yıl önce uyarmıştı.

    GİDİŞATI GÖRMÜŞTÜ

    Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 7 Ekim 2014 tarihinde "düştü düşüyor" dediği Kobanê'nin 27 Ocak 2015 tarihinde DAİŞ çeteleri karşısında zafer kazanmasının ardından 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP barajı geçerek, AKP'nin tek başına iktidar olmasının önünü kapattı. 15 Haziran 2015 tarihinde ise YPG/YPJ savaşçıları ile bugünkü Demokratik Suriye Güçleri'nin (QSD) çekirdeğini oluşturan Burkan El Fırat güçlerinin Girê Spî'yi özgürleştirmesinin ardından Türk devleti, İmralı'daki çözüm masasını devirdi.

    ÖCALAN'IN UYARILARI

    İmralı görüşmelerinin "kırmızı çizgisi" olan Rojava'ya yönelik tehditleri gören Öcalan daha önce birçok kez yaptığı uyarıyı sık sık tekrarlıyordu. Efrin üzerindeki tehlikeyi gören Öcalan, bu konuyu "çözüm süreci" sırasında kurulacak sekretaryada yer almak üzere İmralı Cezaevi'ne sevk edilen PKK'li tutsaklarla paylaşır.

    Çözüm masasının devrilmesiyle 2016 yılının başında İmralı'dan Silivri Cezaevi'ne sürgün edilen PKK'li tutsaklar Çetin Arkaş ve Nasrullah Kuran, kendileriyle birlikte aynı cezaevinde kalan gazeteci Mikail Barut'un Özgür Gündem gazetesi için yönelttiği sorularda, Efrîn ve Rojava üzerindeki tehditlere dikkat çekmişti. Ropörtajın yayınlanmasından bir gün sonra ise Özgür Gündem kapatılmıştı.

    'SAVAŞAN HALK GERÇEKLİĞİ'

    Arkaş ve Kuran'ın 15 Ağustos günü Özgür Gündem Gazetesi'nde yayımlanan röportajında, Öcalan'ın bugün Efrîn ve Kuzey Suriye'ye yönelik tehditlere ışık tutan görüş ve uyarıları dikkat çekiyor. Arkaş, o röportajda Öcalan'ın Rojava'ya dair yaptığı uyarılarını şu sözlerle aktarıyordu: "Mesela bizimkiler gevşek tutturmuşlar Kobanê'yi yeniden inşa etmeyi. Bütün uğraşı inşaat faaliyetine verirsen, savaş içinde olduğunu göz ardı edersen daha çok yerinden vurulursun. Savaş içindesiniz, savaş. Gerekirse evli olan kadın ve erkekler bile beş sene birbirimize yanaşmayacağız, yaşamımızı buna göre örgütleyeceğiz, demeli."

    'SAVAŞ KOMÜNİZMİ YARATIN'

    Öcalan'ın özellikle Efrîn'e yönelik kapsamlı uyarı ve eleştirileri olduğunu dile getiren Arkaş, şunları aktarıyordu: "Bu halde Efrîn’e çakılıp kalırlarsa vurulurlar, zaten adım adım kuşatılmaya çalışıyorlar. Efrin'le ilgili habire tekstil atölyeleri kurulduğu, şu kadar üretim yapıldığı yönünde haberler çıkıyor. Yani, kapitalist inşa işleri öne çıkartılıyor... Neyle karşı karşıya olduğunun farkına varamama hali egemen. Bugünler tekstil atölyeleri değil, silah ve mühimmat atölyeleri inşa etme, savaş komünizmini yaratma ve tüm topluma mal etme günleridir."

    'CERABLUS VE EZAZ ALINMALIYDI'

    Yaptıkları sohbetlerinden yola çıkarak Öcalan'ın "Cerablûs-Ezaz hamlesinin aslında çok önceden yapılması gereken bir hamle olduğunu" söylediğini kaydeden Akkaş, Öcalan'ın bu konuda "kimi dengelerin bir yere kadar gözetilmesinin anlaşılır olduğunu, ancak özgüce dayalı devrimci yapılanmalarının zamanında geliştirilmesinin sahada çok daha inisiyatifli olacağını" önemle belirttiğini vurgulamıştı.

    'KÜRTLER KURBANLIK KOYUN DEĞİL'

    Öcalan'ın Türk devletinin Suriye politikasının başından beri yanlış olduğunu söylediğini aktaran Akkaş, Öcalan bu konuda yine şunları söylediğini paylaşmıştı: "'Keşke Türkiye Kürt fobisinden ve Ortadoğu'da egemenlik kurma hayallerinden vazgeçseydi de uzattığımız eli tutabilseydi. Ama görüyorsunuz ben milyonların şahitliğinde 'Eşme Ruhu' dedim, onlar aynı yeri ziyaret edip 'terörist başı' dediler. 'Ne yapıp ederiz de Kürt koridoruna müsaade etmeyiz' diyorlar. Hâl böyle iken herhalde tüm bunları izleyen Kürtler de kurbanlık koyun gibi başlarını bıçağın altına yatırmayacaktır."

    'KONFEDERASYON ORDUSU KURMAK İŞTEN BİLE DEĞİL'

    Bugünlerin popüler konularından olan "Sınır Güvenlik Güçleri" fikrinin ise Öcalan'a ait olduğu Arkaş'ın Öcalan'dan aktardığı şu sözlerde ifadesini buluyordu: "Bütün tarih böyle bir fırsat yaratmış ki halklar adına, demokratik ulus perspektifiyle tüm Ortadoğu'da özgürlük rüzgârı estirmek için şartlar elverişlidir. Rojava'daki devrimci süreç tıpkı Fransız Devrimi, Ekim Devrimi ayarında bir etki yaratacaktır. Kürtlerle birlikte; Arapların, Türkmenlerin, Farsların, Süryani ve Ermenilerin, ezilen ve inanç gruplarından bu ruha sahip binlerin akın akın katılacağı siyasi ve askeri oluşumları yaratmak hem mümkündür hem heyecan vericidir. Devrimci bir ruhla çalışılırsa 6 aylık bir sürede yenilmez bir Konfederasyon Ordusu yaratmak işten bile değildir. Böyle bir oluşum karşısında hangi gerici ve statükocu merkez tir tir titremez?"



  • GÜNDEM 19 OCAK 2018
  • - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenliği için düzenlenen eylemler takip edilecek.

    - Kuzey Suriye’de DAİŞ’e karşı gerçekleştirilen operasyon ve buna bağlı gelişmeler takip edilecek.

    -İran ve Rojhilat’taki halk ayaklanmaları takip edilecek.

    - Efrîn sınırında yaşanan gelişmeler ve Türk ordusunun saldırıları takip edilecek.

    -Türk devletinin Efrîn'e yönelik tehditlerini 3 yıl önce gören Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Efrîn yönetimi ve güçlerini uyararak, "Bugünler tekstil atölyeleri değil, silah ve mühimmat atölyeleri inşa etme, savaş komünizmini yaratma ve tüm topluma mal etme günleridir" demişti.

    -Türk MİT'inin dün Kerkük Valiliğinde Türkmen ve Arap meclis üyeleriyle yaptığı toplantının ardından Kerkük Valisi Rakan Said, Kürtleri fişleme çalışması başlattı. Muhtarlara bir yazı gönderen Kerkük Valisi, "PKK ile irtibatlı olan ailelerin belirlenmesini" istedi.

    -HDP Sözcüsü Bilgen, HDP'nin kuruluş amacına sadakat, örgütlenmesindeki eksiklikler ve saldırı konsepti karşısındaki yetersizliklerle yüzleşip daha da güçleneceğini açıkladı.

    -YPG'liler Kamuran Efrîn ve oğlu Canfeda, Türk işgaline karşı ailece direneceklerini belirterek, "Efrîn’i kimsesiz mi sanıyor? Efrîn, Erdoğan’a mezar olur" diyor.



  • Atina ve Lefkoşa’da Türk devleti protesto edildi
  • Yunanistan’ın başkenti Atina’da işgalci Tür devletinin Efrîn’e yönelik tehdit ve saldırıları protesto edildi.

    Syntagma meydanında bir araya gelen kitle, “ijî berxwedana Efrîne”, “Bijî Serok Apo", “Bijî Kurd û Kurdîstan” sloganları ile yürüyüşe geçti.

    Türk konsolosluğu önünde ise miting düzenlendi. Kitle, Çerxa Şoreşe marşını eşliğinde saygı duruşunda bulundu.

    Eylemde Navenda Çanda Kurdistan adına Zınar Amed bir konuşma yaptı. Efrîn’e yönelik Türk devletinin tehditlerine karşı sahiplenme çağrısı yapan Amed, “Halkımız tam bir seferberlik ruhuyla Efrîn’i sahiplenmeye ve ikinci Kobanê destanı yazmalı” dedi.

    PYD Atina Temsilcisi Dr. İbrahim de konuşmasında Efrîn’e yönelik herhangi bir saldırının kabul edilemeyeceğini söyledi.

    Eylem sloganlarla sona erdi.

    LEFKOŞA

    Kıbrıs’ın Lefkoşa kentinde de Efrîn’e yönelik Türk devletinin tehditleri protesto edildi.

    Rusya büyükelçiliğine yürüyen kitle, Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırı tehditlerini protesto etti.

    Rusya’nın saldırılar karşısında sessizliğinin de kınayan Kürtler İçişleri Bakanlığı önünden Rusya Büyükelçiliği önüne kadar yürüdü.

    Sık sık, “Katil Erdoğan”, “Diktatör Erdoğan”, “Biji berxwedana YPG”, “Biji berxwedana Efrîne” sloganları attı.

    Rusya Büyükelçiliği önünde ise bir miting düzenlendi. PYD Kıbrıs Sözcüsü Yasin Derbuş, Rus yetkililerle bir görüşme yaptı. Rus yetkililerin süreci takip ettiklerini dile getirdi.

    Kitle görüşmeden sonra sloganlarla dağıldı.



  • ABD Efrîn’e yönelik operasyona karşı uyardı
  • Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı adına sözcü Heather Nauert tarafından günlük basın toplantısında yapılan açıklamada, Türkiye’nin Efrîn’e yönelik işgal girişimine karşı olunduğu vurgulandı.

    Türkiye’nin kesinlikle Efrîn’e yönelik bir ‘adım atmaması’ gerektiğini dile getiren Nauert, herkesin DAİŞ çetelerine yoğunlaşması çağrısında bulundu.

    Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un açıklamalarını hatırlatan Nauert, Suriye’deki ‘yerel güçlerle’ niçin işbirliği yapıldığının Türkiye’ye iletildiğini söyledi. Kürtler dahil olmak üzere Rojava ve Kuzey Suriye’deki savaşçıları kasteden Nauert, bu güçlerin DAİŞ’ten özgürleştirilen bölgelerin güvenliği için görev yaptığının altını çizdi.

    Efrîn’e yönelik işgal tehditlerinin sorulması üzerine konuşan ABD Dışişleri Sözcüsü Nauert, “Türklere, bu yönlü herhangi bir harekette bulunmamaları çağrısı yapıyoruz. (Türklerin) şiddete angaje olmaları yerine DAİŞ’e odaklanmış olmaya devam etmelerini istiyoruz” diye konuştu.

    Sözcü, Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ‘ABD’nin açıklamalarının kendilerini tatmin etmediği’ yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine ise, Türkiye’ye yaptıkları açıklamaların yeterli olduğunu kaydetti.

     



  • Siyasi soykırım operasyonları: İstanbul’da 15 kişi tutuklandı
  • İstanbul merkezli 7 ilde İstanbul'da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 44 kişiden 15'i çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. 2011-2013 tarihleri arasındaki faaliyetlerine ilişkin BDP siyaset akademilerine yönelik 2014 yılında başlatıldığı iddia edilen soruşturma kapsamında 10 Ocak günü gözaltına alınan 44 kişi, bu sabah saatlerinde Çağlayan Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılığa çıkarılan 44 kişiden 12'si adli kontrol talebiyle, 32'si ise tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukatların hazır bulunduğu hakimlik sorgusu ardından Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile birlikte Cemil Demirbaş, Yavuz Akar, M. Ali Altın, Binali Palandöken, Cihan Dağdelen, Halis Kandelci, Cemşit Atabay, Erkin Oruç, Basri Aslan, Adnen Kaçmaz, Mehmet Akar, Edip Karçik, Veli Haydar Güleç ve Selahattin Yılmaz "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla tutuklandı.

    Gözaltına alınan 29 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.