Public widget

Public RSS Widgets

  • Kuveyt ile Filipinler arsında 'köle' krizi
  • Körfez emirliği Kuveyt, Filipin büyükelçisinin ülkeyi terk etmesi için bir hafta süre tanırken, Manila’daki Kuveyt büyükelçisini de danışmak için çağırdı.

    Kuna haber ajansı geçtiği kısa haberde, “Kuveyt Filipin büyükelçisine ülkeyi terk etmesi için bir hafta süre verdi” dedi.

    Kriz 19 Nisan’da patlak vermişti. Filipinler Dışişleri Bakanlığı, ev işçilerinin yardım çağrılarını yanıt olmak için düzenledikleri iki operasyonu basına verdi. Biri 15 saniye, diğer 24 saniyeden oluşan iki video görüntüsü dağıtıldı. Görüntülerde bir genç kadının, bir binadan çıkarıldığı görülüyordu.

    Dışişleri Bakanlığı bu operasyonların hayatı tehlikede olan ev işçisi kadınların yardım çağrılarına bir yanıt olduğunu bildirdi. Bakanlık, 7 Nisan’dan beri 26 kadının bu şekilde kurtarıldığını açıkladı. Manila yönetimi ayrıca bu operasyonları Kuveyt polisi ile geniş işbirliği içinde yaptıklarını bildirdi ancak Kuveyt sert tepkide bulundu.

    İki ülke arasındaki ilişkiler, ev işçilerinin durumu nedeniyle uzun zamandır gergindi. Filipinler ve Kuveyt, Filipinli işçileri haklarını daha iyi koruyacak bir anlaşmayı müzakere ediyorlardı. Kuveyt’ta yoksul işçiler sık sık sömürü ve kötü muamelelere maruz kalıyor. Çoğunlukla haklarından da yoksun olan bu işçiler köle statüsünde bulunuyor.



  • Qereçox’ta görkemli anma töreni
  • Törene katılmak için Cizre ve Şengal’den binlerce kişi Qereçox’ta bir araya geldi.

    İşgalci Türk devletine ait savaş uçakları 25 Nisan 2017 günü Dêrik bölgesine bağlı Çiyayê Qereçox’u bombalamıştı. Saldırıda YPG basıncılarının da aralarında olduğu 18 YPG/YPJ savaşçısı hayatını kaybetmişti.

    Askeri törenle başlayan anma merasiminde, YPJ Komutanlarından Zeynep Efrîn bir konuşma yaptı. Efrîn, “ Qereçoğ’a düzenlenen saldırı Kuzey Suriye’deki halkların birliğine düzenlenmiş, Kuzey Suriye’deki bileşenlerin birliğine yapılmıştır” dedi.

    Direnişin DAIŞ’e karşı başladığını söyleyen Efrîn, bu direnişin Kuzey Suriye ve Rojava genelinde işgalcilere karşı devam edeceğini vurguladı. Efrîn son olarak “şehitlerin izinden gitme” sözü verdi.

    Kongreya Star adına konuşan Perwîn Mihemed Emîn, Kuzey Suriye halkının başarısının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Ulus” fikriyle elde edildiğini söyledi.

    Anma töreninin ardından, kitle Dêrik’te bulunan Şehid Xebat Dêik Şehitliği’ne gitti.



  • HDP'de Demirtaş'ın adaylığı ağırlık kazandı
  • Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) bugünkü Parti Meclisi toplantısında, 24 Haziran'daki seçimlerde rehin tutulan Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi ağırlık kazandı.

    HDP'nin birkaç gün içinde konuya ilişkin açıklama yapması bekleniyor.



  • İngiliz Parlamentosu önünde bir süfrajet heykeli
  • Millicent Fawcett’in heykeli Churchill, Mandela, Abraham Lincoln et eski İngiliz Başbakanları’nın yanındaki yerini aldı. İlk kez bir kadın silueti, Parliament Square’a yerleştirildi.

    Başbakan Theresa May, bir süfrajet olan Fawcett anısına yaptığı konuşmada “Millicient Fawcett olmasaydı ben Başbakan olamazdım” dedi. Heykelin açılışında Theresa May’in yanında Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan da yer aldı. Khan, bunun tarihi bir gün olduğunu söyledi.

    Millicient Fawcett, 1847’de doğdu. Tüm yaşamı boyunca ensest ve çocuklara yönelik korkunç uygulamaların yasaklanması için mücadele etti. Eğitim ve kadın haklarını savundu. Fawcett özellikle ünlü Cambridge üniversitesinde kadınlara ayrılan ikinci kolej Newnham College’in açılışına katkıda bulunmuştu.

    Bir kadın tarafından tasvir edilen bronz heykel, Millicent Fawcett’i temsil ediyor. Fawcett’in elinde ise üzerinde “Cesaret her yerde cesareti çağırır” yazılı bir bayrak dikkat çekiyor. Fawcett, bir konuşması sırasında bu cümleyi kullanmıştı.

    Yakın zamanda başka bir süfrajetin daha Millicient Fawcett’in heykeli ile buluşabileceği belirtiliyor. Hükümetin onay vermesi halinde Emmeline Pankhurst’un heykeli de dikilecek. Pankhurst’un mevcut durumda Victoria Park’ta bir heykeli var.

    Süfrajet (Suffragette) kavramı, basit bir tanımla 1903 yılında kurulan “Women's Social and Political Union” aktivistlerini ifade ediyor. Bu örgüt, Birleşik Krallık’ta kadınların oy kullanma hakkını savunuyordu. Geniş anlamıyla, bu ülkede kadın haklarını savunan tüm kadınlar için süfrajet tanımı kullanılıyordu. 1918’de İngiliz kadınları 30 yaşından itibaren oy kullanma hakkı elde etti. Erkekler 21 yaşından itibaren oy kullanabiliyordu. Oy kullanma yaşındaki eşitlik 1928 yılında 21 yaş ile sağlandı.



  • Türk ordusu Efrinli sivilleri kaçırıp işkence yapıyor!
  • Efrîn’e bağlı Şêrawa ilçesinin Kimare köyünden Ehmed Hesen ve Murad Hesen adında 2 kardeş, Türk ordusu ve çeteleri tarafından sebepsiz yere kaçırıldı ve işkenceye uğradı.

    Yine Şêrawa’ya bağlı Girzîlê köyünde Mihemed Elo Umer (45) ve Ebdulrehman Welo ( 50) isimli kişiler belirsiz bir yere götürüldü ve evlerine Gutta’dan getirilen çeteler yerleştirildi.

    Bilbile ilçesine bağlı Qere Gul köyünden Mihemed Birim isimli sivilin de fidye karşılığı kaçırıldığı öğrenildi.

    Bilgileri veren kaynak, son dönemlerde Efrîn’de insan kaçırmanın yoğunlaştığına dikkat çekti.

    ÇETELER YERLEŞTİRİLİYOR

    İşgalci Türk devleti ve ona bağlı çetelerin Efrîn’de demografik değişime devam ettiği, dışarıdan getirilen çeteleri Cindires’e yerleştirildikleri öğrenildi.

     



  • Strasbourg’da CPT ve AK’den birçok heyetle görüşüldü
  • Pazartesi günü Avrupa Konseyi (AK) ve İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT)’nin bulunduğu alanda başlatılan açlık grevinin üçüncü gününde yeni katılımlar devam ediyor. Çevre kent ve ülkelerden gelen yüzlerce Kürdistanlı ve dostlarının da dayanışma amaçlı kentte geldiği görülürken, açlık grevcileri adına AKP ve CPT yetkilileriyle görüşmeler yapıldı.

    Fransa Demokratik Kürt Konseyi (CDK-F) Dış İlişkiler Komisyonu’ndan oluşan 3 kişilik bir heyet dün ve bugün AK ve CPT yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Heyet üyeleri ayrıca birçok ülkenin AK’deki temsilcilikleri ve delegasyonlarıyla da görüştü. Bu görüşmeler hakkında eylemcilere bilgilendirme yapılırken, sürgündeki yerel seçilmişler de Türk devletinin Kürtlere yönelik belediyeler ve özyönetimler üzerinden başlattığı soykırım politikalarına değindiler.

    BİRÇOK PARLAMENTER HEYETİYLE GÖRÜŞÜLDÜ

    Yapılan görüşmeler hakkında bugün, açlık grevcilerinin olduğu alanda bir bilgilendirme yapıldı. Dün İsveç delegasyonuyla bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen heyet üyelerinden Egid Polat, Öcalan’ın durumu ve tecrit koşulları hakkında ve 3 yıldır kendisine ilişkin haber alınamaması hususunda endişelerini bildirdiklerini, konuyu izah eden bir dosyayı İsveç delegasyonuna ilettiklerini bildirdi.

    Polat, İsveç delegasyonunun da kendilerine, Öcalan’ın durumunu takip ettiklerini ve bilgi sahibi olduklarını söylediğini aktardı.

    AK’deki Fransız daimi temsilciler ile delegasyon üyeleriyle de bir görüşme yaptıklarını kaydeden Polat, bu görüşmenin bugüne kadar Fransız yetkilileriyle yapılan ilk görüşme olduğunu ve bu anlamda önemli bulduklarını belirtti.

    Dün yapılan bu görüşmede Öcalan’ın durumu hakkında hazırlanan dosyadan sunulduğunu ve sözlü aktarımda bulunduklarını söyleyen Polat, heyete Öcalan’ın yaşamına dair endişelerini dile getirdiklerini ekledi.

    Polat, Fransız heyet üyelerinin kendilerini sıcak karşıladıklarını ve konu hakkında bir yorum yapmamalarına rağmen, takipçisi olacaklarını ilettiklerini bildirdi.

    Polat’ın verdiği bilgilere göre, Kürt heyeti dün ve bugün iki ayrı görüşmede Yunan parlamenterle bir araya geldi. Polat, her iki parlamenterle geçmişte de görüştüklerini, parlamenterlerin konuyu bildiklerini ve takipçisi olduklarını söyledi.

    KESER: KÜRTLERİN KİMLİK VE SİMGELERİNE SALDIRI VAR

    Polat’ın ardından konuşan Van İpekyolu Belediye Eşbaşkanı Veysel Keser ise, belediyelere atanan kayyumlar ile kent ve belediye işgalleri hakkında bilgi verdi. Halkın, DBP yerel yönetim modeliyle doğrudan demokrasiyi esas almaya çalıştığı, kendi talep ve önerileri üzerine stratejik planların oluşturduğunu söyleyen Keser, önemli projelere dikkat çekti.

    Keser, kent ve belediyenin yönetiminin halkın doğrudan karar süreçlerine katılımıyla gerçekleştiğini, yaşamın tüm alanlarına dair ekoloji, kadın özgürlüğü ve gençliğin sorunları gibi birçok alanın yeniden kurulumunu esas aldığını hatırlattı.  

    Türk devletinin bu modele karşı kayyumlarla belediyeleri işgal ettiğini, okullara, kadın kurumlarına, kooperatif ve gençlik kültür merkezlerine el koyduğunu söyleyen Keser, AKP’nin Kürtlerin tüm kazanımlarını yıkmaya çalıştığına dikkati çekti. 

    80’e yakın belediye eşbaşkanının tutuklanıp, geri kalanının da onlarca yıl ceza aldıklarını ve demokrasinin bitirildiğini dile getiren Veysel Keser, HDP’nin demokratik zeminden men edildiğini söyledi. 24 Haziran’a apar topar dayatılan seçimin Kürt mücadelesi ve HDP’nin gücünü yeniden göstermek açısından bir fırsat olduğunu ifade eden Keser, “Ehmedê Xanî’nin heykelinin yıkılması, yazı yazan elinin kesilip meydana atılmasından da göstermedir ki, Kürtlere ait tüm kimlik ve tarihi simgelere karşı, saldırı ve yok etme söz konusudur” dedi.

    İMRET ÖZYÖNETİME KARŞI DEVLETİN TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜNÜ ANLATTI

    Cizre Belediye Eşbaşkanı Leyra İmret ise konuşmasında, demokratik yerel yönetimi orada öz savunma direnişi içinde yer alan direnişçilerin hikayeleriyle birlikte anlattı.

    Kürt siyasal hareketinin 40 yıllık mücadelesiyle elde ettiği bir mevzi olan demokratik yerel yönetimin, tekçi, inkarcı ve iktidarcı yönetime alternatif olarak geliştiğini vurgulayan İmret, yerel yönetim anlayışında yaşamı belirleyen temel öznelerinin halk olduğunu söyledi.

    Demokratik halk yönetimi içerisinde aktif bir şekilde yer alan Mehmet Tunç ve Asiye Yüksel gibi devrimcilerin büyük bir inanca sahip olduklarını hatırlatan İmret, 100 yıllık iktidarcı sistemin bunu kendisi açısından bir tehlike olarak algıladığının altını çizdi. İmret, bu inancın yaşamı zaman içerisinde demokratik kıldığını gören inkarcı Türk devletinin savaş ve insanlık suçlarını da işleyerek, imha etme temelinde yaklaştığını belirtti.

    O süreçten özyönetim inşaası içerisinde yer alan sivil insanların büyük bir kısmının katledildiğini söyleyen İmret, “ancak onların inşaa etmek istediği yaşam hala milyonlarca insanımızın ortak hayalidir” dedi.

    Açlık grevine katılan farklı kurum temsilcileri ve seçilmişlerin katıldığı toplantı yapılan konuşmalarla devam ediyor.



  • KCDK-E'den 'Ermeni Soykırımı' mesajı
  • KCDK-E Eş Başkanlık Divanı, Ermeni Soykırımı'nın yıl dönümü vesilesiyle bugün yazılı bir mesaj yayımladı.

    Soykırım sorumlularının tarih önünde yargılanmaktan kurtulamayacaklarının vurgulandığı mesajda, "Anadolu’da yaşayan tüm halkların ret ve inkârı üzerine kurulan Türk devletinin tarihi aslında bir soykırımlar tarihidir. Kimi halkları fiziki katliamlarla, kimi halkları da kültürel soykırımlardan geçirerek ayakta durmaya çalışan soykırımcı bir devlettir" denildi.

    'HESAP SORMANIN YOLU...'

    "Yüz yıl önce yaşanan ve bir insanlık suçu olarak gördüğümüz Ermeni ve Asuri Süryani soykırımını lanetliyoruz" vurgusunun yapıldığı mesajda, "Ortak yaşamı örmenin yolunun, beraberce bu katliamcı ve soykırımcı devletten hesap sormanın mücadelesinden geçtiğini bilmeliyiz" diye belirtildi.

    KCDK-E, açıklamasının sonunda şöyle dedi: "Bu egemenlikçi ve katliamcı zihniyet çok güçlü olduğu için değil, farklılıklarımızı çatıştırarak iktidar erkini sürdürebilmektedir. Acılarımızı ve mücadelemizi ortaklaştırdığımızda dünün İttihat ve Terakkicileri, bugünün AKP’si yerle bir olacaktır."



  • ABD anketi: KDP ve YNK’nin oyları yüzde 40 düşecek!
  • ABD'nin ciddi araştırma kuruluşlarından biri olan CSIS, Irak parlamento seçimlerine ilişkin bir anket yaptı. Anket sonuçlarını açıklayan CSIS, Güney Kürdistan’da seçimlere katılım oranını yüzde 60, Irak genelinde ise yüzde 55 olarak tahmin etti.

    Ankete göre KDP ve YNK 12 Mayıs’taki seçimlerde 11 sandalye kaybederek 17 vekil çıkaracak. 2017’teki seçimlerde Güney Kürdistan’dan Irak parlamentosunda toplam 44 vekil gönderilmişti. Bunların 28’i KDP ve YNK’liydi. Anket sonuçları her iki partinin yüzde 40 oranında oy kaybına uğrayacağını gösteriyor.

    Aynı araştırmada Komalê İslami, Goran ve Behrem Salih'in Demokrasi ve Adalet için Koalisyonu’nun toplam 7 parlamenter çıkaracağı görülüyor. Bu sonuç, sözkonusu partilerin 5 sandalye kaybedeceğine işaret ediyor. Daha önce 4 parlamenter çıkaran Yekgirtu partisinin sandalye sayısı 2’ye düşecek.

    CSIS araştırması, oyların Neway Nu’nun 120 numaralı listesine kayacağını ve bu listeden 17 vekil çıkacağı tahmininde bulunuyor. Diğer bir ifadeyle, Neway Nu oy patlaması yapacak.

    CSIS, Irak partilerinin çıkaracağı vekil sayısını ise şöyle tahmin etti:

    Başbakan Haydar El Ebadi’nin başını çektiği Nasır listesi 72 sandalye, Hadi Amri'nin listesi 37, 127 numaralı liste 7, eski Başbakan Nuri Maliki’nin kanun devleti listesi 19 sandalye.



  • HPG, Kars ve Şırnak’ta operasyon birliklerini vurdu
  • HPG Basın İrtibat Merkezi, Kars, Şırnak ve Güney Kürdistan’daki işgal operasyonlarına yönelik gerilla eylemlerine ilişkin bilgi verdi. Açıklamada, gerilla alanlarına yönelik hava saldırılarının düzenlendiği de bildirildi.

    HPG-BİM, Kars’ın Kağızman ilçesinde düzenlenen sabotaj eylemine ilişkin şu detayları verdi:

    “24 Nisan günü saat 09.30 sularında işgalci TC ordusu Kars’ın Kağızman ilçesine bağlı Kızılkilise köyü alanında bir operasyon başlatmıştır. Güçlerimiz sahada başlatılan Devrimci Zafer Hamlesi kapsamında Karargah tepesinde konumlanan operasyonun bir birliğini denetime almıştır. Bir süre denetim altında tutulan düşman birliğine yönelik güçlerimiz aynı gün saat 10.30’da bir sabotaj eylemi düzenlemiştir. Bu eylemde 3 düşman askeri öldürülmüş, 1 düşman askeri ise yaralanmıştır. Eylem ardından işgalci TC ordusu ölü ve yaralı askerleri zırhlı araçlar ile alandan uzaklaştırmıştır.”

    Şırnak’ın Besta ve Şehriban bölgelerinde Türk ordusunun düzenlediği bir operasyon sırasında gerillanın sabotaj eylemi gerçekleştirdiğini belirten HPG-BİM, şunları ifade etti:

    “24 Nisan günü işgalci TC ordusu Şırnak’ın Besta ve Şehriban bölgelerinde bulunan Deriyê Beroj, Deriyê Meydan ve Deriyê Eyşedinkê alanlarında bir operasyon başlatmıştır. Güçlerimiz aynı gün saat 07.30’da Deriyê Beroj mıntıkasındaki operasyonun bir birliğine yönelik sabotaj eylemi düzenlemiştir. Bu eylemde 1 astsubay öldürülmüş, 3 asker ise yaralanmıştır. Operasyon aynı gün saat 16.00’da sonuçsuz bir şekilde geri çekilmiştir.”

    LÊLÎKAN’DA SUİKAST EYLEMİ

    HPG-BİM, Güney Kürdistan sınırları içerisindeki Lêlîkan tepesinde de bir suikast eylemi gerçekleştirildiğini bildirdi: “24 Nisan günü saat 18.30’da YJA Star güçlerimiz, Güney Kürdistan sınırları içerisinde olan Lêlîkan tepesindeki işgalci TC ordusuna yönelik bir suikast eylemi düzenlemiştir. Bu eylemde 1 düşman askeri öldürülmüştür.”

    GERİLLA ALANLARINA HAVA SALDIRISI

    Açıklamada ayrıca gerillanın denetimindeki Medya Savunma Alanları’na hava saldırısı düzenlendiği bilgisi paylaşıldı: “4.24 Nisan günü işgalci TC ordusuna ait savaş uçakları Medya Savunma Alanları’na yönelik hava saldırıları düzenlemiştir. Bu kapsamda savaş uçakları; saat 15.30 sularında Zap bölgesine bağlı Sida, Werxelê ve Karker alanlarını, saat 16.00’da Avaşin bölgesine bağlı Tabura Ereba, Stunê ve Mervanos alanlarını, saat 21.30’da yine Avaşin bölgesine bağlı Basya alanını bombalamıştır.”



  • Keskin: 1915 'soykırım' denilmeden anlatılamaz
  • İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 103’üncü yıl dönümü vesilesiyle dün Sultanahmet’te yapmak istedikleri eylemin polis tarafından engellenmesini protesto etti. Şube binasında düzenlenen basın toplantısında, “Ermeni soykırımını anmak değil, bu soykırımla yüzleşmemek suçtur” pankartı asıldı.

    İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, devlete “Soykırımı tanı, soykırımla yüzleş ve soykırımın tahribatlarını tazmin et” diye seslenerek, şöyle devam etti: “Bu açıklamalarımızı 2005 yılından beri yapıyoruz. Ama hakkımızda bugüne kadar bir soruşturma dahi açılmadı. OHAL süreci olmasına rağmen geçen sene de yaptık. Ama bu yıl ‘soykırım’ ve ‘katliam’ kelimesini kullanırsak yapamayacağımızı, bu kelimeleri kullanmadan basın açıklaması yapmamız istendi. Biz de bunu ifade özgürlüğümüze saldırı olarak kabul ettik."

    'SOYKIRIM DENİLMEDEN ANLATILAMAZ'

    Keskin, 'soykırım' denilmeden 1915’te yaşananların anlatılamayacağı için dün açıklamalarını iptal ettiklerini hatırlatarak, “Dün arkadaşlarımızın gözaltına alınması bizim soykırıma karşı olan düşüncelerimizi değiştirmedi. Biz Türkiye’nin kırmızı çizgileri, Kürdistan meselesi, Ermeni Soykırımı, Kıbrıs sorunu gibi meselelerde düşüncelerimizi özgürce ifade etmek istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz” dedi.

    GÖZALTINDA IRKÇILIK

    Toplantıda konuşan, dün gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan İHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Leman Yurtsever de şunları anlattı: "Sultanahmet’te bulunan Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde yapılacak açıklamaya gittiğimizde ilk başta GBT’mizi yaptılar. Daha sonra pankart ve fotoğraflara bakıp fotoğraf çektiler. Pankartı geri verdiler, bir süre sonra tekrar pankartı aldılar. Götürüp bir duvar dibinde açarak tek tek fotoğrafını çektiler. ‘Sözde Ermeni soykırımıymış’ gibisinden sorular sordular. Pankartları geri verdiler ve bizi gözaltına aldılar. Daha sonra rapor almak için Haseki Hastanesine götürüldük. Doktor odasına girdiğimizde paravanın arkasında polis bulunuyordu. Polise ‘çıkar mısın’ dediğimde ‘bana emir veremezsin’ diyerek bağırdı. Muayene bittikten sonra doktor odasından çıkacağımız zaman bileklerimizi sıkarak plastik kelepçe taktılar. Araç içerisinde de polisler Ermeni halkına yönelik nefret söyleminde bulunuyorlardı. Yine karakola götürüldüğümüzde araçta yüksek sesle ırkçı şarkılar dinlettirdiler. Karakolda ifadelerimiz alındıktan sonra serbest bırakıldık.”

    Toplantıda, dün engellenen açıklama yeniden okundu.

     



Powered by Web RSS